Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – Hatay’da 6 Şubat depremlerinde yıkılarak 35 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Rana Apartmanı’nın iddianamesi, depremin üzerinden 3 yıl 8 ay geçtikten sonra hazırlandı. Depremde anne ve babasını kaybeden avukat Eren Can, ilk duruşmanın depremden tam dört yıl sonra, 15 Ocak 2027’de gerçekleştirilecek olmasına tepki gösterdi.
Hatay’ın Antakya ilçesindeki Kışla Saray Mahallesi’nde bulunan Rana Apartmanı’nın, 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonucunda yıkılması sonucu içlerinde bir yaşındaki bir bebeğin de bulunduğu toplam 35 kişi hayatını kaybetti.
Soruşturma sürecinde alınan ikinci bilirkişi raporunda, binanın inşasında yer alan kişiler ile belediyenin yapı kontrol birimi sorumlularının “asli kusurlu” oldukları ifade edilmişti.
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma, depremden tam 3 yıl 8 ay sonra sonlandırıldı.
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgilere göre, statik proje müellifi şüpheli Hasan Ali Acar hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla dava açıldı.
“RANA APARTMANI’NI HATIRLAMIYORUM”
İddianamede ifadelerine yer verilen emekli inşaat mühendisi Hasan Ali Acar, “Rana Apartmanı’nı hatırlamadığını, Hatay’da hiç yaşamadığını ve binanın statik projesini çizmediğini” savundu. “Ankara merkezli çalıştığını ve Türkiye genelinde yüzlerce proje hazırladığını; Hatay’da sadece bir binanın statik projesini yaptığını” belirten Acar, “soruşturmayla ilgili binayla hiçbir bağlantısının olmadığını ve belgelerde isminin neden geçtiğini bilmediğini” öne sürdü.
Acar, bilirkişi raporundaki kendisine yönelik olumsuz değerlendirmeleri kabul etmediğini ve incelemenin 1975 Deprem Yönetmeliği çerçevesinde eksik yapıldığını savunarak kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
“SUÇTAN KURTULMAYA YÖNELİK SAVUNMAYA İTİBAR EDİLMEDİ”
İddianamede, statik proje müellifi Hasan Ali Acar’ın “ilgili mevzuat ve deprem yönetmeliğine aykırı olarak kolonların dar kenarları açısından hatalı tasarım yapması” nedeniyle binanın depremde yıkıldığı vurgulandı. Acar’ın, “Antakya’nın birinci derece deprem bölgesinde bulunduğunu ve binanın depremde yıkılabileceğini öngörmesi gerekirken gerekli önlemleri almadığı, dikkat göstermediği” ifade edildi.
Acar’ın ifadesinde imzaların kendisine ait olmadığını savunmasına karşın, Türkiye genelinde pek çok proje çizdiğini ve Antakya’da da statik projelerini hazırladığı binaların bulunduğunu belirttiği bildirildi. İmza incelemesinde imzaların kesin olarak Acar’a ait olduğu tespit edilemese de bilirkişi raporunda geçen uzun süre nedeniyle imza ve yazılarda değişiklik olabileceği belirtildi. İddianamede bu değerlendirmeler doğrultusunda Acar’ın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği ve hakkında dava açılması için yeterli delil bulunduğu ifade edildi.
KAMU GÖREVLİLERİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ BEKLENECEK
Başsavcılık, belediye yapı kontrol birimi sorumlularının kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine kamu görevlisi olmaları sebebiyle ayrı bir soruşturma izni talep edeceklerini açıkladı.
Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği davanın ilk duruşması ise 15 Şubat 2027 tarihinde gerçekleştirilecek.
“İLK DURUŞMAMIZ 15 ŞUBAT 2027’DE GÖRÜLECEK, İNANABİLİR MİSİNİZ?”
Depremin ardından anne ve babasını kaybeden avukat Eren Can süreci şu şekilde değerlendirdi:
“Bugün size bir avukat olarak değil, 6 Şubat depremlerinde anne ve babasını kaybetmiş biri olarak sesleniyorum. Bu felaketin üzerinden tam olarak 3 yıl, 8 ay ve 21 gün geçti. Benim annem Hatice Can’ı ve babam Mithat Can’ı kaybettiğim Rana Apartmanı’nda toplamda 35 insanın vefatı için iddianame ancak şimdi hazırlandı. İlk duruşmamızın tarihi ise tam dört yıl sonra yani 15 Şubat 2027’de olacak. Buna inanabiliyor musunuz? Depremin dördüncü yılına girdiğimizde biz hala ilk duruşmamıza gideceğiz. Peki ya sanık kim? Sanık yalnızca bina inşaatından sorumlu tek bir kişi. Bunun dışında başka sanık yok. Kamu görevlileri dosyadan ayrılmış durumda ancak henüz soruşturma izni bile verilmiş değil.
Böylece sevdiklerimize bir kez daha sarılamazken veya onların yüzlerini yeniden göremezken adalet için bu kadar bekledikten sonra sadece tek bir sanığın bulunduğu dosyayla karşı karşıyayız. Ancak buna rağmen adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü yasımızı yaşamak yerine sadece adalet duygusunu tatmak istiyoruz. Adalet sağlansın ki toplum olarak aynı acıları tekrar yaşamaktan kaçınalım istiyoruz. Bu sebeple Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan ilk duruşmaya tüm duyarlı dostlarımızı ve kamuoyunu davet ediyorum. Deprem davalarında yalnız kalmayalım; acılı ailelerin yanında olalım.”